Eyvah, kızım evde kalacak!

Tatili fırsat bilip, öncesini ve sonrasını gayri resmi olarak tatil ilan ettim.

Ben günlerimi deniz, kum, güneş üçlemesini takiben tatlı tatlı gün batımı fotoğrafları çekerek geçirirken, her gün biraz daha garipleşen güzel ülkemin insanlarından bazıları yine şahane açıklamalarda bulundular.

Tamam, kabul ediyorum, haberler azıcık bayatladı ama yazmazsam çatlayabilirim.

Malumunuz geçenlerde bir erkek tanımı yapıldı. Buna göre, dar gömlek giymeyen, Maserati kullanmayan ve en önemlisi de Rolex saati olmayanlar bir kalemde erkeklikten silindi. Bu durumda dedem erkek değilmiş.

Babam da öyle. Kocamın durumunu ise zaman gösterecek. 

Lotodur, totodur, talih kuşudur artık kadere bırakacağız durumu. Zira bu ekonomiyle işimiz zor.

Türkiye İstatistik Kurumu ve AB İstatistik Kurumu’nun ortaklaşa yaptığı satın alma gücü paritesine göre Türkiye, 37 Avrupa ülkesi arasında 30'uncu sırada.

Bu alım gücüyle Rolex, o da çakması, pazarda, Maserati de ancak rüyada görülür. 

Bu da demektir ki ya kız kıza oturup durumu kabul edeceğiz ya da yetmez ama dar gömlekle durumu kurtarmaya çalışacağız.

Hoş orada da karşımıza bir göbek sorunu çıkacak ama hiç yoktan iyidir. Bir diğer alternatif, Lüksemburg'a gidip sevgili ya da koca bulmak olabilir.

Yalnız orada da başka bir problem var: Kişi başına düşen en yüksek gelir onlarda. 

Yani bu durumda orada da herkes erkek olabilir. Of, hayat çok zor ve en kötüsü de kızım galiba evde kalacak!

Tam bu gerçeği hazmedip alışmaya çalışırken hop bir başka açıklama daha geldi. Ortalıkta kahkaha atan kadına iffetsiz denildi.

Şimdi, Türkiye'de her gün şu kadar kadın dövülüyor, bu kadar kadın öldürülüyor deyip, rakam makam vermenin alemi yok. 

Herkes her şeyin farkında, durum gün gibi ortada. 

Ayrıca Türkiye'de kadının tek derdi dövülmek ya da öldürülmek değil.

Birleşmiş Milletler'in 2014 yılı İnsani Gelişim Raporu’nda yer alan cinsiyete dayalı gelişme endeksi gösteriyor ki Türkiye'de kadınlar ve erkekler aynı şartlarda yaşamıyor.

Ne evde, ne sokakta, ne de iş yerinde. 

Yani tıpkı Türk filmlerinde söylenildiği gibi biz ayrı dünyanın insanlarıyız.

Ve o ayrı dünyada ayakta kalma mücadelesi veren kadınlar her şeye rağmen kahkaha atıyor, atabiliyorsa onları kınamak yerine korumaya almak da fayda var.

Bir de iffeti kadının kahkahasında, şortunda, taytında aramaya harcanan zaman, her geçen gün artan kadın cinayeti, tecavüz ve küçücükken evlendirilen kız çocuk sayısını azaltmak için kullanılsa sanki hepimiz için çok daha iyi olur gibi geliyor.

Bugün de böyle işte. Bir erkek, bir kadın, bir de fesupanallah.

Hepinize Güzide Kasacı kahkahası tadında günler dilerim.

Haber Kaynağım :
elmaelma.com köşe yazarı Senem Köksal makalesidir.
http://www.elmaelma.com/