Dul kadın olmak


Yurdumuzda kadınlarımıza evleneceği kişiyi seçme hakkı tanınmamasını dile getirdiğim yazıma konuyu zenginleştiren önemli yorumlar geldi. Yorum yazan kişilerin sayesinde söz konusu yazım psiko-sosyal bir araştırma yazısı gibi oldu böylece.

Yorumlarda önemli bilgiler ve önemli açıklamalar olduğu için bugünün yazısı da bu yorumlar olsun dedim. Bazılarında eksiltmeler ve düzeltmeler yaptım ki daha iyi anlaşılabilsinler.

1. 08:21 – (Güneydoğu yöremizdeki bazı uygulamalar hakkında)
Senin değinmediğin ama aile içerisinde olan bir zulüm daha var: Kadınlara verasetten pay vermemeleri..

İşte bu en büyük zulümdür. Allah bu hakkı vermiş. Ama ne yazık ki bizim yörede yaşan insanlar kendilerini çok dindar zanneder ama Allah’ın (c.c.) verdiği hakkı vermez bu ne biçim din anlayışıdır? Onları zorla evlendirdikleri yetmiyormuş gibi bir de verasetten mahrum bırakmaları çok çok büyük bir vebaldır.

2. 10:03 (Bu yorum gösteriyor ki bazı yörelerimizde kız profesör de olsa, doktor da olsa yine söz hakkı yoktur) Arkadaşım yüksek lisansını bitirmek üzere ve memleketinde akrabasına vermişler kızı. Karşı taraf akrabası ve şöyle demişler biz oğlumuza kızınızı isteyecezde siz vermeyecek misiniz!? Bu tür şeyleri olmuyor sananlar lütfen bir güney doğuya insin.

3. 10:52 – (Söz konusu yazımda geçen -kadınların dul kaldıktan sonra ikinci evliliğe pek yanaşmamaları- konusunda iyi tespitler)
Dul bir kadının kolay kolay evlenmemesinin nedeni sadece seçici olmaları değildir;

*kadının hayatını tek başına sürdürebileme gücüne sahip olması ve yalnızlık da dahil pek çok zorluğa, erkekten daha dayanıklı olması,*kadınların (kocası ölmüşse ve çocukları varsa) çocuklarına duyduğu aşırı sevgiden ve fedakarlıktan dolayı onlara bir baba getirmek istemememeleri...

*Evlilikteki kötü yaşanmışlıklarından dolayı kindar olmaları ve "lanet olsun erkeklere" cinsinden hareket edip dulluğu seçmeleri, aynı şeyleri tekrar yaşamaktan korkmaları

*hep ezildiklerinden ve küçümsendiklerinden, hayata karşı güçlü olabileceklerini hem kendilerine hem de çevreye ispatlamak istememeleri,

*ve özellikle çocuklu dulların, toplumun "kınama" yollu baskısı altında kalmamak için evlenmemeleri (bak bak, çocuklarının üstüne baba getirdi)

4. 11:46 (İnsanın hayat arkadaşını kendisinin seçmesi gerektiğinin ciddi önemi hakkında) Seçicilikleri hayatlarının tümünü kapsayan biz kadınların seçme hakları en temel konu da ellerinden alınıyor ne yazık. Eş dediğimiz insanın diğer yarısıdır, kendi seçmediğiniz istemediğiniz diğer yarınıza ne kadar ısınabilir ne kadar sahip çıkabilirsiniz ki. İşte boşanma oranları ortada. Bunlar resmiyete dökülenler. Ya kalbinde boşananlar, ya beyninde evliliğini bitirmişleri... Onların oranı yüzde kaç acaba?

5. 12:40 (Kadınların eş seçiminde göz önünde bulundurduğu faktörler, şehirli ve köylü kadınların farklı durumları ve çalışan kadınların sorunları hakkında)

Seçicilik iyi bir özellik ama tabi abartılmadığı sürece. Evlilikte de bu böyledir. Daha gençken önemli olan duygulardır. Kafa yapınızın biraz uyması ve beraber hoş vakit geçirmeniz yeterlidir. Dış görünümün cazibesi zaten başta aranan özelliklerdendir.

Zamanla bu aranan nitelikler değişir. Yaşam tarzı ön planda gelmeye başlar. Sosyal ilişkileri, hayata, insanlara bakışı... E tabi çok zengin olmasa da bir evi arabası olsun canım denmeye başlanır.

Bu tabi şehrin yeni yüzünde yaşayanlar için geçerlidir. Eski yüzünde yaşayanlar ya da kırsal kesimdekiler için herşey farklıdır. Klasik tabirle kadının duyguları yoktur oralarda. Sadece hayatı idame ettirme adına vardır. Evi temiz tutsun, yemek yapsın ,çocuklara iyi baksın, çamaşır-bulaşık yıkasın vs. Vakit bulursa da komşuya gezmeye gidebilir tabi ki canım!

Aslında gözden kaçırılan çalışan kadının bunları yapıp yapmadığı mıdır? Çalışan kadının tek farkı bulunduğu sosyal ortamlar nedeniyle biraz daha deşarj olabilmesi, kendini ifade edebilmesi, hayata karşı bir duruşunun olabilmesidir.

Aslında çoğu zaman acınacak durumdadır çalışan kadınlar. Maddi durumu yerinde olup hizmetliyle işini halledenlere değil lafımız tabi ki. Büyük bir vakitsizlik yaşar çalışan kadınlar. Zamanla zevklerinden, hobilerinden, gezmelerinden kısaca kendilerinden vazgeçerler.

6. 13:39 Burada kadının psikolojisini iyi anlamak gerekir diyorum. Ancak o zaman doğru sonuçlara ulaşabiliriz diye düşünüyorum .Çoğu yörede kadına eş seçme hakkının verilmemesi, eş seçme hakkı verilenlerin yüzde yüz doğru eşi seçememelerini açıklayamıyor. Nice yüksekeğitim görmüş olup da eşine dayak atan erkekler var. Biryerlerde bir sorun var. Bu nedir?

7. 18:09 Bazı bloglarda okuduklarımdan ise sadece kendilerini haklı çıkarmak uğruna sorumsuzca yaşayabilmek için erkeklerin tüm hatayı kadına yükledilerini gördüm.

8. 19:25 (Dul kadınların yeni evliliğe bakış açılarını ve toplumumuzun dul kadınlara bakış açısını dile getirmiş)

Şu yeniden evlenme konusuna gelince.. Evet kadın cidden çok seçicidir. Çünkü ilkinde yıkılan yokolan değerleri tamir zordur. Herşeyden önce bir güven kaybı sözkonusudur. Oysa erkekler çok kısa bir süre içinde kendilerine yeni bir hayat kurarlar. Kadın çoğu zaman fedakarlıkla bazen de yüreğindeki kırılganlıkla o kapıdan bir daha girmek istemeyecektir.

Çoğunlukla da toplum sağlıklı kararlar vermesini engelleyecektir. Çünkü toplumun dul kadına bakış açısı şefkat ve merhamet dışında potansiyel sorun olarak bakmasıdır. Bu bakış açısı erkeklerde her zaman suistimal etmeye hazır bir tavır, kadınlarda ise anlamsız kıskançlıklar ve bir rakip görme gibi kendini gösterir.

İş hayatında ise sürekli bir ava bakar gibi bakan iğrenç bir kesim vardır ki kariyeri olan kadın bu durumdan daha az etkilenir... ... Kadın için zor bir süreç başlamıştır. Kendi olarak ayakta durmak.. Ve hiç bir omza başını koymamak... Ve yine de kadının sol tarafında bir yerde hep bir aç(ık)lık olacaktır...

9. 23:08 (Kadınların eş seçiminde ya da boşanabilmelerinde eğitimin ve gelirin etkisine dair)
Malesef seçicilik eğitim ve gelir bakımından endeksli.. Dul fakat geçim sıkıntısı çeken bir bayanın baba evine dönmesinden başka diğer bir seçeneği de mantık evliliği yapmak.. Öyle veya böyle erkekler bu konuda daha şanslı.. (ne kadarı şanssa)

Kaynak : http://kiremit.blogcu.com/dul-kadin-olmak_2019772.html