Hindistan'da tecavüzcünün karısı zorlu bir yargıçla karşı karşıya: Gelenekler


Muhafazakar ülkede kocası olmayan kadınlar yoksulluğa mahkum kalıyor.

Hindistan — Punita Devi Yeni Delhi'den telefon geldiğinde kendini en kötüye hazırlamıştı.

Kocasının ölüm cezası aldığını öğrendi, asılarak idam edilecekti.

Akshay Kumar Singh ve üç kişi daha, tüm dünyanın gözlerini Hindistan'da kadınların uğradığı şiddete çeviren, Aralık ayında 23 yaşındaki bir fizyoterapi öğrencisinin bir otobüste toplu tecavüze uğrayıp öldürüldüğü olayda suçlu bulundular.

Ölen kadının ailesi için, verilen ceza bir derece rahatlatıcı olabilir.

Singh'in işlediği suç ve aldığı ceza 20'lerindeki Devi ve 2 yaşındaki oğlunun hayatındaysa muazzam bir belirsizlik sayfası açtı.

Kocasının ailesinin kendisini evlerinden kovmasını bekleyen Devi, Hindistan'ın tutucu coğrafyasında, kocası suçu kanıtlanmış bir katil olduğu için değil ancak kocası olmayan bir kadın olduğu için toplum dışına itilecek ve yoksulluğa mahkum olacak.

.
      
  
Devi, "Dul kaldığım için onurumu sonsuza dek kaybetmiş olacağım," diyor.

Punita'nın babası, Raj Mohan Singh.

Kocasının ailesi ona bakmaya güçlerinin yetmeyeceğini, kendi ailesi ise kızlarını geri almak için çok yoksul olduklarını söylüyor.

Bölgedeki "purdah" gelenekleri ise evin dışında çalışmasını imkansız hale getiriyor.

Devi "Ben eğitimli değilim. Bizim geleneklerimize göre evin dışına adımımı dahi atamam," diyor ve soruyor, "Bana ve oğluma bakmak için kim para kazanacak?"

Devi'nin kocasının ailesiyle birlikte yaşamakta olduğu Bihar eyaletinde kadınlar peçe takıyor ve genellikle tecrit edilmiş halde yaşıyor.

Yanlarında erkek bir akrabaları olmadan evden çıkamıyorlar.

Devi'nin evin dışındaki tuvalet olarak kullanılan araziye gitmek için dahi akşam olana kadar beklemesi gerekiyor.

Tecavüzden suçlu bulunan Akshay Kumar Singh'in ağabeyi Vinay Singh,

"Bizim geleneklerimizde kadının çalışmak için dışarı çıkması yoktur," diyor.

Devi'nin kayınvalidesi Malati Devi ise daha da keskin,

"Bizim ailemizde kadınlar evlerinde ölür. Asla dışarı çıkma teşebbüsünde bulunmazlar,"
diyor.

Junho Kim/The Wall Street Journal


Punita'in erkek kardeşi, Suneshwar Singh.

Bu davranış biçimleri ilk kadın başbakanı Indira Gandhi 1960'larda göreve gelmiş, bugün de üst seviyelerde kadın politikacı ve yöneticilerin yer aldığı bir ülkenin karakterine aykırı görünebilir.

Ancak Hindistan'ın 1,2 milyarlık nüfusunun neredeyse yüzde 70'ini barındıran kırsal kesimleri, şehirlerde yaşayan orta sınıf üyesi akranlarının tadını çıkarmaya başladığı özgürlüğe sahip olmayan ve sınırları önceden belli hayatlar yaşayan bu kadınlar için boğucu olabiliyor.

Kırsal kesim aynı zamanda kadınlar için saldırgan yerler de olabiliyor.

Köylerde kadınların gördüğü şiddet sıklıkla polise bildirilmiyor ve olaylar kanun yerine geleneklerin yönlendirmesiyle yaşlılar tarafından çözülüyor.

Devi'nin şanssızlıklarından biri, adı çıkmış bir suçluyla evlenmiş olması, durumunun sıra dışı görünmesine neden olabilir.

Ancak aslında şu an karşı karşıya kaldığı temel zorluklar Hindistan'ın kırsal kesimlerindeki yaşamın gerçekleri.

Bu denli yoksul insanlar için küçük bir terslik, aileyi geçindirenin kaybedilmesi, bir hastalık, verimsiz bir hasat bir aileyi krize doğru sürükleyebiliyor. Kırsalda yaşayan bir kadın için bu sonuçlar daha da korkunç.

Junho Kim/The Wall Street Journal
Punita'nın annesi Lilavati Devi.

Devi, Karmalahang'a 130 kilometre uzaklıktaki küçük bir köyde büyümüş.

Ailesi Jharkhand eyaletinde yaklaşık 4 dönümlük, sürekli olarak kurak bir arazide çiftçilik yapıyor.

Devi'nin 21 yaşında olduğunu söylemesine karşılık kendi köyündeki okul kayıtlarına göre 24 yaşında.

Üç ablası ve bir erkek kardeşi var.

Altıncı sınıfta annesinin hastalanmasının ardından ailesi ev işlerini yapması için okuldan almış. Ablaları ya evden gitmiş ya da gitmek üzereymiş ve ailesi oğullarının okumasının daha önemli olduğunu düşünmüş.

Hindistan'da kadınlar arasındaki okuryazarlık seviyesi erkeklerden daha düşük.

Nüfus sayımı verilerine göre, kırsal kesimlerde kadınların yüzde 60'tan daha azı, erkeklerinse yüzde 80'i okuryazar.

Devi adını ve Hintçe birkaç kelime yazabildiğini ve çok az okuma bildiğini belirtiyor.

Çocukluğundan beri kadın olarak ondan ne beklendiğini bildiğini, görevinin çocuklara bakıp ev işlerini yapmak olduğunu söylüyor.

Devi, "Evlendiğimde nasıl davranmam gerektiğini öğrenmiştim, annemin evlendiğinde yaptığı gibi kocamın ailesinin evine yerleştim," diyor.

Annesi Lilavati Devi, kocası Raj Mohan Singh ile evlendiğinde çocuk yaşta olduğunu söylüyor.

Kocası ise kendinden birkaç yaş büyük.

Şu an 60 yaşında olan Lilavati Devi yetişkin olarak yaşamının çoğunu küçük, çamur sıvalı evinin sınırları içinde geçirmiş.

Hindistan'ın bu kısmındaki çoğu kadın soyadı olarak Hintçe'de "tanrıça" anlamına gelen Devi'yi kullanıyor.

Ancak bu kadına ait bir statü değil.

Karmalahang'da kamu sağlık görevlisi olarak çalışan ve Punita Devi ile akrabalığı bulunmayan Sudha Devi,

"Bizim için kocalarımız tanrılarımızdır," diyor ve ekliyor, "Eşit olmayı düşünemeyiz."

Devi'nin ailesi 2010 yılında Akshay Kumar Singh ile evlenmesine karar vermiş. Bağlantı Singh'in ağabeylerinden biriyle evli olan komşu köydeki bir kadın tarafından sağlanmış.

Devi, "Beni bunun için zorlamadılar ancak karar ailem tarafından alındı. Kırsal kesimde işler böyle yürür," diyor ve ekliyor,

"Bir kadının hayatında evlilik ve kocası her şey demektir."

Her iki aile de görece yüksek Rajput kastından geliyor ve çiftçilik yapıyor.

"Evlenmek için birbirlerine uygundular," diyen anne Lilavati Devi, Mayıs 2010'da tahta bir yatak ve birkaç mutfak gerecinden oluşan basit bir çeyizle kızını gelin olarak göndermiş.

Lilavati Devi, "Ailesiyle - yeni ailesiyle, iyi ve huzurlu bir hayat sürmesi için gönderdim," diyor.

Evliliğin ilk iki yılı ise sorunsuz geçmiş. Kocası 28 yaşındaki Singh üç erkek kardeşin en küçüğü.

Bu da Devi'nin yalnızca kayınvalide ve kayınbaba değil Singh'in kardeşleri, karıları ve çocuklarının da olduğu bir evde yaşaması anlamına geliyor.

Devi'nin yeni köyü Karmalahang, eski zamanlardan beri kullanılan bir ticaret yolu olmanın yanında Hindistan'ın doğusundaki Kolkata (eski adıyla Kalküta) ile Afganistan'ın başkenti Kabil'i birbirine bağlayan Grand Trunk Yolu'na yaklaşık 30 kilometre uzaklıkta ve Kaimur Tepeleri'nin yanı başında yer alıyor.

Su buharı yüklü havayı tutan dağlar Karmalahang'ın üzerinde yağmur perdesi oluşturarak burada yaşayan 1.500 kişi için tarımı riskli bir iş haline getiriyor.

Sanayinin de olmamasıyla birçok genç erkek iş bulmak için şehirlere gidiyor.

Singh ve hiçbiri yüksek okul mezunu olmayan erkek kardeşleri için de durum farklı olmamış. 

Ailelerini desteklemek için her biri kazandıklarından aylık 30 ile 45 dolar arasında bir miktar para gönderiyor.

Devi, "Hiçbir zaman kocama nerede olduğunu ya da ne yaptığını sormadım," diyor.

Devi, "Para kazanmak için gittiğini biliyordum." şeklinde konuşuyor.

Devi'nin Haziran 2011'de bir oğlu olmuş. Çocuk akciğer enfeksiyonlarıyla dünyaya gelmiş ancak Singh'in kazancı aylık doktor ve ilaç masraflarını karşılamaya yetmiş.

Singh 2012 Ağustos ayında eve geldiğinde, uzakta olduğunda konuşabilmeleri için karısına bir cep telefonu getirmiş. Jharkhand eyaletinin Dhanbad şehrindeki bir içki dükkanında çalıştığını söylemiş.

Bu kez Delhi'ye gitmek üzere yola çıkmadan önce, karısına 20 dolar vermiş.

Devi parayı oğlu için bir gömlek ve pazardan meyve almak gibi şeyler için kullanmış.

Devi kocasını Aralık ayına kadar tekrar görmemiş. Aralık'ta hangi gün gördüğü ise şüpheli.

Ağustos başında yapılan bir röportajda Devi ve kayınbabası, Singh'in 21 Aralık'ta, polisin 16 Aralık'taki tecavüz olayı nedeniyle eve gelmesinden bir gün sonra geldiğini söylemişlerdi.

Olay Hindistan'da haihazırda manşetlere çıkmıştı.

Ancak Karmalahang'da televizyonları çalıştıracak elektrik yok ve gazete satılmıyor.

Devi, kocası Singh eve geldiğinde belirgin şekilde endişeli ya da gergin görünmediğini ancak sakal bıraktığını söylüyor.

O zamandan bu yana Devi ve Singh'in aile üyeleri eve ne zaman geldiği konusundaki ifadelerini değiştirdiler.

Ağustos sonundaki mahkemede aslında köye Delhi'deki olaydan önce, 15 Aralık'ta geldiğini söylediler.

Singh'in avukatı savunmasının temelini buna oturttu.

Hakim ise olay anında başka bir yerde olduğu iddiasını reddetti.

Kararda ailenin ifadesindeki çelişkilere atıfta bulundu.

Singh olayın meydana geldiği otobüste muavin olarak çalışıyordu ve polisin elde ettiği bulgular, tanık ifadeleri ve fiziksel kanıtlar suçlu olduğuna işaret ediyordu.

Singh'in Aralık ayında tutuklanmasından bu yana ailesi altüst olmuş durumda.

Yine Delhi'de çalışmakta olan ağabeyleri Vinay ve Abhay evdekilere destek olmak için üç ay çalışmadı, bu da ailenin mali durumunu daha da zora soktu.

Ailenin adı lekelendi.

Delhi'nin banliyölerinden birindeki bir boya fabrikasında çalışan Abhay Singh,

"Bize dokunulması yasak insanlar gibi davranıyorlar,"
diyor.

Tekstil boyası tesisinde çalışan diğer kardeş Vinay Singh ise,

"Olduğumuz yerden geriye gittik ve bundan böyle hep geriye doğru bir kayma olacak," diyor.

Devi Nisan ayında ilk kez başkent Yeni Delhi'ye giderek kocasını hapiste ziyaret etmiş.

Ziyaretçi bölümünde camın ardından onu ilk gördüğünde ağlamaya başladığını söylüyor.

Devi Singh'in, "Kendine ve çocuğa iyi bak," dediğini söylüyor.

Kocasının "Eve döneceğim. Ben masumum." dediğini anlatıyor.

Ancak Devi kocasından gelen para kesildiğinden bu yana çocuğunu tedavi ettiremediğini söylüyor.

Şu an Singh'in kardeşleri ve eşlerinin verdikleriyle geçiniyorlar.

Devi, "Zayıf hissediyorum," diyor ve ekliyor, "Kimse kocasının desteği yanında olmayan bir kadın için iyi düşünmez."

Bazıları Aralık ayındaki toplu tecavüz ve benzer saldırılarda kısmen, kırsal kesimde alışık olunan, geleneksel sosyal beklentilerle, kırsal kesimden gelen göçmen işçilerin, farklı bazı kurallara göre yaşayan şehirlilerin değerleriyle tanıştığı Hindistan kentlerinin çağdaşlığının çarpışmasını suçluyor.

Delhi'deki insanlıktan uzak olayın örneğinde de genç kızın yanındaki gencin mahkemede verdiği ifadeye göre saldırganlar kadına yaklaşarak gece vakti neden dışarıda olduklarını soruyordu.

O gece yaşananlardan bahsetmişken, Devi bir kadının gece, kocası olmayan biriyle nasıl dışarıya çıkabileceğini anlamadığını söylüyor.

İki kurban o gece lüks bir alışveriş merkezinde sinemaya gitti. Otobüste saldırıya uğradılar.

Kadına tecavüz edildi, metal bir çubukla iç organlarında çeşitli yaralanmalara neden olacak şekilde cinsel saldırıya uğradı.

Her ikisi de çıplak ve yaralı bir şekilde yol kenarına bırakıldı.

Genç kadın aldığı yaralar nedeniyle hayatını kaybetti.

Buna rağmen şehir ve kırsal kesimdeki değerler arasında tam bir bölünme olduğu söylenemez.

Singh'in Yeni Delhi'deki avukatı Cuma günkü hükmün ardından kızı evlilik öncesi cinsel ilişki yaşamakta ısrar etse "yakarak öldüreceğini" söyledi.

Bu yorumu konusunda sorulan soruları ise, "Doğru düşünce yapısına sahip her Hintli evlilik öncesi cinsel ilişki konusunda aynı şekilde hissedecektir," diyerek yanıtladı.

Singh'in avukatı kararı temyize götürecek. Bu süreç yıllarca sürebilir.

Singh ise avukatı aracılığıyla yaptığı yazılı açıklamada karısına seslenerek,

"Güçlü olmalı ve savaşmalı. İş araması gerek. Onun yaşamasını istiyorum. Oğlumuzu eğitip iyi bir adam yapmasını istiyorum.

Büyüdüğünde benimle ilgili doğruyu, masum olduğumu bilmesini istiyorum."
dedi.

Devi ise zamanın dolmak üzere olduğundan endişeli.

Kayınvalidesi Sarju Singh ile kayınbabası Sarju Singh, Devi ve çocuğunu desteklemeye devam edecek birikimleri olmadığını söylüyor.

Singh'in kardeşi kazançlarının kendi karıları ve çocuklarını desteklemeye ancak yettiğini belirtiyor.

Anne Lilavati Devi kızının, geçen yıl kocasının verdiği cep telefonuyla arayıp, "Ne yapabilirim?" diye sorduğunu söylüyor.

Gözyaşları içindeki anne verecek cevabı olmadığını belirtiyor.

Kızının yeşil renk bir sari giyerken çekilmiş fotoğrafının yanında oturan Devi,

"Okumuş olsaydı kendi kendine bakabilirdi,"
diyor.

Fotoğrafın arka planında bir bahçe ve Devi'nin yüzünde yarım bir gülümseme olduğu görülüyor.

Devi'nin babası Raj Mohan Singh kızın eve geri dönemeyeceğini, evi oğlunun ailesiyle paylaştıklarını söylüyor. 


Baba Singh, "Ona bakmamız mümkün değil. Kardeşi de ona destek olamaz. Kendine bile bakamıyor, Punita'ya nasıl baksın?" diyor.

Devi nereye döneceğini bilmiyor. 


İdam kararını öğrenmesinin ardından "Beni düşünen yok mu?" diye ağlıyor.

"Ben hayattayım ve hala nefes alan küçük bir çocuğum var," diyor.

Haber Kaynağım :
Junho Kim/The Wall Street Journal
Bu habere Preetika Rana ve Tripti Lahiri de katkıda bulunmuştur.
http://www.wsj.com.tr/