Medya hayatımıza girdiğinden beri tadımız kaçtı.
En azından bizim ailenin öyle.
En azından bizim ailenin öyle.
Ekranlarda ikinci sayfa kanlı canlı haberleri saatlerce seyretmediğimiz için gündemi takip etmek zorlaştı.
Geçen hafta izmir’de bir vahşet medyada ilk sırada verildi. İki kız kardeş annelerini öldürmüş ve cinayetin bütün ayrıntılarını da büyük bir soğukkanllıkla polise anlatmışlar.
Kadın cinayetleri düne kadar koca ya da sevgililer tarafından işlenirken şimdi katiller evlatlar olmaya başladı. Bu çok ürkütücü.
Bu tarz cinayetlerin medyada ayrıntılı şekilde verilmesi medya duyarsızlığıdır.
Ancak olayın bir başka boyutu özellikle boşanmış kadınların hiç kimseden maddi destek görmedikleri için çocuklarına ve kendilerine bakmak zorunda olmaları.
Bu zorunluluk maalesef bir çoğunu gayrimeşru yerlerde çalışmaya ve bir takım gayri meşru ilişkilere zorluyor.
Aileden destek alan hiçbir kadın bu yola başvurmuyor.
Eşiyle anlaşamayan bir kadın baba evine dönmek istediğinde red cevabı alırsa bu yollar kaçınılmaz oluyor.
Eğri oturup doğru konuşalım; toplumumuzda boşanmış dul kadın olmak bir damga.
Pek çok kadın boşanmış olduğunu en yakınındakilere bile söyleyemiyor.
Çünkü boşanmış bir kadın erkek için bir av, kadın için bir tehlike olarak algılanıyor.
Bununla ilgili hastalarımdan dinlediğim tüyler ürpertici toplumsal gerçekler mevcut.
Aslında ben buradan aile ve sosyal politikalar bakanlığı ve adliyelerin ortak çalışmaları için sesleniyorum.
Mahkeme bir çifti boşadığında eğer kadın çalışmıyorsa bununla ilgili iş ve işçi bulma kurumu gibi bazı kuruluşlarla irtibata geçilip kadının ve çocuklarının gelecek temini sağlanmalı, en azından çocukların masrafları devlet tarafından karşılanmalı veya gönüllü kuruluşlar kişilerle tanıştırılmalı.
Maalesef bizde bir evlilik yürümezse mahkeme onu boşar, erkek kadına ve çocuklarına nafaka ödemekle mükellef olur, ancak pek çok zaman erkek bu parayı ödememek için dokuz takla atar.
Bu yaptırımlar genellikle kağıt üzerinde kalır ve kadın çocuklarıyla kaderine terk edilir.
Geçen hafta izmir’de bir vahşet medyada ilk sırada verildi. İki kız kardeş annelerini öldürmüş ve cinayetin bütün ayrıntılarını da büyük bir soğukkanllıkla polise anlatmışlar.
Kadın cinayetleri düne kadar koca ya da sevgililer tarafından işlenirken şimdi katiller evlatlar olmaya başladı. Bu çok ürkütücü.
Bu tarz cinayetlerin medyada ayrıntılı şekilde verilmesi medya duyarsızlığıdır.
Ancak olayın bir başka boyutu özellikle boşanmış kadınların hiç kimseden maddi destek görmedikleri için çocuklarına ve kendilerine bakmak zorunda olmaları.
Bu zorunluluk maalesef bir çoğunu gayrimeşru yerlerde çalışmaya ve bir takım gayri meşru ilişkilere zorluyor.
Aileden destek alan hiçbir kadın bu yola başvurmuyor.
Eşiyle anlaşamayan bir kadın baba evine dönmek istediğinde red cevabı alırsa bu yollar kaçınılmaz oluyor.
Eğri oturup doğru konuşalım; toplumumuzda boşanmış dul kadın olmak bir damga.
Pek çok kadın boşanmış olduğunu en yakınındakilere bile söyleyemiyor.
Çünkü boşanmış bir kadın erkek için bir av, kadın için bir tehlike olarak algılanıyor.
Bununla ilgili hastalarımdan dinlediğim tüyler ürpertici toplumsal gerçekler mevcut.
Aslında ben buradan aile ve sosyal politikalar bakanlığı ve adliyelerin ortak çalışmaları için sesleniyorum.
Mahkeme bir çifti boşadığında eğer kadın çalışmıyorsa bununla ilgili iş ve işçi bulma kurumu gibi bazı kuruluşlarla irtibata geçilip kadının ve çocuklarının gelecek temini sağlanmalı, en azından çocukların masrafları devlet tarafından karşılanmalı veya gönüllü kuruluşlar kişilerle tanıştırılmalı.
Maalesef bizde bir evlilik yürümezse mahkeme onu boşar, erkek kadına ve çocuklarına nafaka ödemekle mükellef olur, ancak pek çok zaman erkek bu parayı ödememek için dokuz takla atar.
Bu yaptırımlar genellikle kağıt üzerinde kalır ve kadın çocuklarıyla kaderine terk edilir.
.

Ayakları üzerinde durabilmek ve çocuklarının geçimini temin etmek bizim ülkemizde bir dul kadın için o kadar zor ki.
Erkekler hiç alınmasınlar ama daha iş başvurusunda eşinden boşanmış olduğunu öğrenip kadına tacizde bulunan esnaflar mevcut.
Yukarıda söylediğim gibi dul bir kadın, erkek için iştah (!) açan bir varlık, karısı için bir tehdit.
Bunları yazmaktan bile utanıyorum ancak maalesef durum bu.
Bu kadınlara ve çocuklarına aile sahip çıkmıyor en azında devlet sahip çıksın.
Kadın sığınma evlerinde sadece eşinden şiddet gören kadın ve çocuklar kalıyor bildiğim kadarıyla.

Ayakları üzerinde durabilmek ve çocuklarının geçimini temin etmek bizim ülkemizde bir dul kadın için o kadar zor ki.
Erkekler hiç alınmasınlar ama daha iş başvurusunda eşinden boşanmış olduğunu öğrenip kadına tacizde bulunan esnaflar mevcut.
Yukarıda söylediğim gibi dul bir kadın, erkek için iştah (!) açan bir varlık, karısı için bir tehdit.
Bunları yazmaktan bile utanıyorum ancak maalesef durum bu.
Bu kadınlara ve çocuklarına aile sahip çıkmıyor en azında devlet sahip çıksın.
Kadın sığınma evlerinde sadece eşinden şiddet gören kadın ve çocuklar kalıyor bildiğim kadarıyla.
.

Bir takım sorunları halledemeyip normal şekilde kavgasız gürültüsüz boşanan kadınlar bu tarz yerlerde barınamıyor, barınsalar bile süre sınırlı.
Kadının sağlığı yerindeyse çalışabileceği sağlıklı bir iş ortamda para kazanması hem onun hem çocuklarının kurtuluşu olur.
Yoksa alkollü ortamlarda çalışmaya mecbur olan ve bu şekilde çocuklarının rızkını temin etmeye çalışan bir kadının çocuklarına ne kadar anne olabildiği ortada.

Bir takım sorunları halledemeyip normal şekilde kavgasız gürültüsüz boşanan kadınlar bu tarz yerlerde barınamıyor, barınsalar bile süre sınırlı.
Kadının sağlığı yerindeyse çalışabileceği sağlıklı bir iş ortamda para kazanması hem onun hem çocuklarının kurtuluşu olur.
Yoksa alkollü ortamlarda çalışmaya mecbur olan ve bu şekilde çocuklarının rızkını temin etmeye çalışan bir kadının çocuklarına ne kadar anne olabildiği ortada.
Haber Kaynağım :
Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Adile Şahin GÜZEL makalesidir.
http://www.yerelgundem.com/
