Her kadın kendi 'şiddet hikayesi'ni anlatıyor

Kadın ve çocuklara yeni bir dünyanın kapılarını aralayan  Başak Kültür ve Sanat Vakfı , şimdi de şiddete karşı bilinç uyandırmak için alanlarda. 

Vakıf  gönüllüsü  Hümeyra  Tusun Yeğin, tüm kadınları erkek şiddetine karşı birlikte durmaya çağırıyor

Çoğunluğu zorunlu göçle İstanbul’a gelmiş ve kent merkezlerine uzak varoşlarda yaşam mücadelesi veren çocuklar, gençler ve kadınlar, Başak Kültür ve Sanat Vakfı bünyesinde yürütülen kolektif etkinliklere katılıyor.

Etkinliklerde kendilerini var eden, yaşatan kadınlar ve çocuklar her şeyden önce yalnız olmadıklarını görüyor;  gördükçe çoğalıyorlar.

Birlikte iş yapmanın, emek harcamanın, üretmenin mutluluğunu birlikte yaşayarak güçleniyorlar…

Erkek egemen sistemin  ‘kurban’ı olan kadınlar burada okuma yazma öğreniyor, “ben de varım” diyor.

Kadınlar, hikayelerini anlatıyor, hemcinsleriyle dayanışmayı, örgütlenmeyi öğreniyorlar. 

Dünyanın farklı yerlerinden, farklı kültürlerden gelen sanat gruplarıyla tiyatro oyunları sergiliyor,  konserler veriyor, resim ve heykeller yapıp dans ediyorlar. 

Tüm bunları bulunduğu yerin sınırları içinde bırakmayıp mahallelere, kent merkezlerine, meydan ve atölyelere taşıyorlar.  Üretimlerini paylaşıyor, paylaştıkça çoğalıyorlar.

Yeni bir yaşam alanı yaratan Başak Kültür ve Sanat Vakfı, şimdi de kadına yönelik şiddete karşı harekete geçti. 

İstanbul Ataşehir’de faaliyet yürüten Vakıf,  Mersin’ de bulunan Günebakan Kadın Derneği ve Urfa Yaşam Evi Kadın Dayanışma Derneği ile ortaklaşa bir çalışma yürütüyor. 

Şiddet görmüş kadınları güçlendirip desteklemek ve kadına yönelik şiddet hakkında farkındalık yaratmanın amaçlandığı

“Bölgesel Destek Mekanizmasıyla Toplumsal Cinsiyet Temelli Eşitsizliğe ve Kadınlara Karşı Şiddetle Mücadele Projesi” ne imza atan Vakıf,  kadınların seslerini duyurmayı hedefliyor.

Şiddete karşı mücadele çalışmasının pilot bölgeleri ise İstanbul'un  Ataşehir  ve  Sancaktepe;  Mersin’in Akdeniz ve Toros;  Urfa'nın ise Suruç ve Siverek ilçeleri. 

Proje yürütücüleri bu bölgelerde mahalle mahalle, ev ev dolaşarak kadınlarla bir araya geliyor. 

Şiddete karşı bilinç uyandırmanın hedeflendiği toplantılar kapsamında, kadınlara hem hukuki hem de psikolojik destek sağlanıyor.

Toplantılar,  kadınlar tarafından büyük bir ilgi ile karşılanıyor.

Her kadın kendi hikayesini anlatıyor, anlattıkça hikayelerinde yalnız olmadıklarını anlıyor.
.
      

"Bilinçlenmeli ve örgütlenmeliyiz"

Proje Koordinatörü Hümeyra Tusun Yeğin, Türkiye’de şiddete maruz kalan kadınların gerekli psikolojik ve hukuki yardımı alamadığına dikkat çekerek,  Proje’nin önemini vurguluyor:  

“Bu çalışmayla aynı zamanda kadınların resmi kurumlara ulaşmaları, ulaştıktan sonra sorunlarının ne ölçüde çözüldüğü veya bu mekanizmaların kadınlar tarafından ne kadar bilinip bilinmediğini de ölçmüş olacağız.”

Kadına yönelik şiddetin tüm kadınların ortak sorunu olduğunu belirten Hümeyra Tusun Yeğin, kadınların şiddete karşı bilinçlenmesi ve örgütlenmesi gerektiğini ise şu cümlelerle dile getiriyor:

“Kadınlarla paylaşımın ne kadar önemli olduğunu birebir ev ziyaretlerinde ve mahalle toplantılarında görüyorum. 

Yaptığımız çalışmanın önemli ve yerinde olduğunu anlıyorum.  

Çalışmayı yaparken kadınlardan çok olumlu tepkiler alıyoruz.  
.
         

Kadınların şiddet konusunda bir farkındalıkları var ve bundan dolayı yaptığımız işi önemsiyorlar.

Tartışmalara da çok rahat katılıp kendilerini ifade edebiliyorlar.

Kadın örgütlerinin bu konuda ciddi çalışmaları ve deneyimi var ancak bu çalışmalar belli merkezlerle sınırlı. 

Bu nedenle ataerkil zihniyete karşı her alanda olmak, karşı çıkmak ve mücadele etmek gerekiyor. 

Bu açıdan kadınlarla birlikte olmak yeni deneyimler kazanmak birbirimizin hayatına dokunmak önemli. 

Çünkü ancak birlikte güçlenir, birlikte karşı dururuz.”

Haber Kaynağım :
Birgün Gazetesi köşe yazarı AYSEL KILIÇ haber yazısıdır.
http://birgun.net/