Sadece Kadın

 
Yılbaşını Kiribati saatine göre kutladım bu sene.

Bir değişiklik lazımdı hayata ve herkesle aynı anda kutlayınca değişemiyordum.

Çünkü o zaman topluca değişmemiz gerekiyordu.

Değişemeyenlerimiz değil, o koca hareketsiz kitlede değişebilenlerimiz topal kalıyordu.

Kiribati'ye göre ayarlayınca saatleri, yeni yılın ilk yazısının nasıl olacağını düşünmek için çok vaktim oldu.

Bin kere yazdım belki, üç kere sildim. Bulamadım!

Atladım gördüğüm ilk otobüse, şehir değiştireyim dedim.

Madem zaman değiştirmekle değişmiyordu düzen, o halde tedbili mekanda ferahlık olmalıydı.
Neyse efendim, aldık biletimizi bindik otobüse.

Az gittikten sonra otobüs durdu ilk terminalde.

O sırada gözüm yolun kenarında kendi otobüsünü bekleyen bir kadıncağıza takıldı.

Senenin ilk yazısının hangi konuda olması gerektiğini ben bulamadım, o kulağıma fısıldadı.

Kadın, sadece kadındı aslında. Belki evinde güzel yemek yapıyordu. 


Belki kürtaja karşıydı.

Belki sessiz sakindi.

Belki bir dediğini iki etmiyordu kocasının, ondan boşanmak istemiyordu.

Belki vajina demiyordu. Sokak eylemlerine katılmıyordu.

Kadın haklarını bağıra çağıra savunmuyordu.

Belki "namusluydu." Veya bunların tam tersiydi. Ama kesin olan bir şey vardı ki: Zulüm görüyordu!

Nerden mi anladım? Alnındaki şişlikleri, morarmış gözünü ve sarılı kolunu gözlüklerime ihtiyaç dahi duymadan görebiliyordum da ondan.

Sordum kendime, anlamaya çalıştım eli kalkanın ahlakını.

Çok bahanesi var, çok zorluyor meşru kılmak için yaptığı zulmü.

Ama dinlesen bile onu adabıyla hak veremezsin yaptıklarına.

İnsanlıktan çıktığın bir anda hak versen bile bir tip değil ki zulme uğrayan kadın. Biz öyle homojen bir kadın toplumu değiliz ki.

Rast gele üç kadını toplasan üç kelime edemeyiz birbirimizle.

Ama söz zulme gelince, hepimiz görüyoruz. Şiddeti değişiyor belki.

Bana erkeklere verdikleri işleri, sorumlulukları, maaşları vermiyorlar. Onu akşam sabah dövüyorlar.

Hepimiz tacize uğruyoruz, bazılarımız tecavüz ediliyoruz.

Hiçbirimizin kadın olmaktan gayrı ortak özelliğimiz yok.

Öte yandan sanki isteyerek seçtik kadın olmayı.

Takım tutmak gibi değil ki kadın olmak, yenildiğinde bırakıp başka takım tutmaya başlayabilesin.

Bununla doğuyorsun, sağolsunlar, bununla öldürüyorlar. Elimizde olsa kadın olmak istemeyecekti bazılarımız.

Belki bazılarımız zulmü görünce taraf değiştirip erkek olmak isteyecekt...

Ama sormuyorlar ki en başında, ortasında ya da sonunda.

Adamlar cesur olmayı öğrenirken yaşadıkça biz cesur doğmak zorundayız, cesur büyümek zorundayız yaşabilmek için, ezilmemek için.

Sadece kadın olduğumuz için bu kadar zulüm görmek hangi kitaba sığar be adam?

Sevmiyorsan fikrimi, zikrimi onu de. Zekamla savaş zekanı kullanarak.

Lafıma laf yetiştir. Ama bel altına vurma!

Sadece kadınım diye ettiğin zulme kılıflar uydurma! N'olursun, azıcık delikanlı ol!

Haber Kaynağım :
Özgenur Korlu tarafından yazılmıştır.
http://blog.radikal.com.tr/