KADIN - Rana Dişa

 
Şiirler yazılıyor kadına dair.

Kadın dediğin şöyle olacak deniyor.

Kocasının kadını olacak.

Çocuğunun anası olacak.

Babasının biricik masum kızı olacak.

Patronunun fedakar çalışanı olacak.

Abisinin namuslu bacısı olacak.

Güzel olacak, her daim kendine bakacak.

Seksi leydi olmayı da bilecek, hanım sultan olmayı da.

Zeki olacak, akıllı olacak.

Her şeyden haberi olacak ama çok konuşmayacak.


Para istemeyecek, kariyer istemeyecek, öyle çok bir beklentisi olmayacak karşısındakilerden.

Yetinmeyi bilecek.

Hayat boyu fedakarlık edecek bir şeyler için, birileri için.
Hep kendinden verecek.

Küfretmeyecek, sayıp sövmeyecek.

Eğitimli olacak, çünkü çocuk yetiştirecek.

Güzel olacak çünkü kocasını tatmin edecek.

Ahlaklı olacak çünkü hayatındaki erkeklerin başını öne eğmeyecek.

Kadın dediğin çok şey olacak.


Bitmeyen ihtiyaçları, tükenmeyen özverileriyle karşılayacak.

Ama kendisi için değil, başkaları için bir şeyler olacak.

Kiracısı olacak yani bu dünyanın. 

Asla kendine ait olmayacak hiçbir şey.

Hep mutlu etmek için uğraşacak.

Sahip olmak için değil, sahip olunmak için yaşayacak.

Alttan alacak, üstten verecek.

Giden hep kadından gidecek.

Hakkında kitaplar yazılacak.

Bal arıdan, kavga karıdan olur denilecek.
.
        

15'inde kız ya erde ya yerde olmalı denilecek.

Millet onun hakkında ağzına geleni söyleyecek, ama o susacak, cevap vermeyecek.

Kadın dediğin sahibi belli olmayan anonim sözlerin manasızlığında yerle bir edilecek.


Kokuşmuş beyinli birkaç erkeğin kültürüyle sınırlandırılmış abuk sabuk esprilere konu edilecek.

Meziyetleri göz ardı edilip, sadece kadın kimliğiyle tanımlanarak ezilecek.

Michael Tournier'in Meteorlar adlı kitabından bir alıntı paylaşmak isterim konuya dair.

Şöyle diyor yazar;

“Kutsal kitabı okumuş olsaydın bir şey dikkatini çekerdi. Tanrı önce Adem'i yarattı, sonra da cenneti.

Daha sonra Adem'i cennete koydu. Adem cennette olmasına şaşmıştı, bu ona doğal gelmemişti, değil mi?


Havva'nın durumu başkaydı. 

O Adem'den sonra yaratıldı, cennette yaratıldı; cennetin yerlisi.

Sonra ikisi de cennetten kovulduklarında, bu Adem ve Havva için aynı şey değildi; 

Adem ilk çıkış noktasına geri dönüyordu.

Havva ise, tersine, doğduğu ülkeden sürülmüştü.

Eğer bunu unutursanız, kadınlardan yana hiçbir şey anlayamazsınız.

Kadınlar cennetin sürgünleridir.”

Kadın hakkında önüne gelenin laf ettiği, şiir yazdığı, kitap çıkardığı, yasa çıkardığı vs vs vs bir ülkede yaşayan bir kadın olarak benim hepsinden daha çok konuşma hakkım var. 


Yazma hakkım var. 

Karşı çıkma, kendimi ve hemcinslerimi korumaya çalışma hakkım var. 

Ben bu ülkede kadın olarak mücadele ediyorsam, her şeye, herkese, her şeyi söyleme hakkım var.

Kendimle ilgili yapılan her şeyi sorgulama, yargılama hakkım var.


Kadını aşağılayan sözlerle bezenmiş bir kitabı, genel kültür kitabı olarak isimlendiren ve kamuoyunda sıkça kullanılan sözlerden oluştuğunu söyleyerek hafifletici sebep bulmaya çalışan İçişleri Bakanı beyefendiyi tüm kadınlar adına kınıyorum.

Kitabı yazan Polis Akademisi Başkanı Remzi Fındıklı'yı Allah'a havale ediyorum.

Kafataslarının içinde beyinden çok vajina barındırmalarının yanında, aynı zamanda muhafazakar, utangaç, mahcup, sıkılgan, çekingen, bir o kadar da aşağılık insanların artık ellerini kadınların üzerlerinden çekmelerini diliyorum.

Haber Kaynağım :
Yazar: Rana Dişa makalesidir.
http://www.boluolay.com/