TSK’nın kadın köy korucuları!

TSK bir ilke imza atarak Mehmetçik Vakfı Dergisi’nde, kalaşnikoflu gönüllü kadın köy korucularına yer verdi. 

Dergide, 28 yaşındaki Kürt yazar Ata Altın’ın, “Yaşayan Nene Hatunlar” başlıklı makalesinde, Hakkari Yüksekova Suüstü Köyü’ndeki ve Van’ın Çatak ilçesindeki hücum yelekli, elinde kalaşnikoflu iki ayrı kadın köy korucusuna yer verildi. 

Altın makalesinde, Çatak’taki kadın köy korucusunu, “Leman Olgan yaklaşık 16 yıldır, oturduğu mahallenin muhtarı. 

Elinde silah koruculuk, cebinde mühür muhtarlık ve yüreğinde bitmek bilmeyen sevgiyle anne ve anneannelik yapıyor” diye anlattı.

‘Yaşayan Nene Hatunlar’

TSK Mehmetçik Vakfı Dergisi ekim ayı sayısında, TSK’nın gönüllü kadın köy korucularına da yer verilmesi dikkat çekti.

Dergide, “Yaşayan Nene Hatunlar” başlığıyla verilen Kürt yazar Ata Altın’ın makalesinin bazı bölümleri şöyle:

“Van ve Hakkari; hep terörle, ölümle, kepenk kapatmalar ve çocukların geleceklerini etrafı yakan molotoflara yüklemesiyle görür, duyarız. 

Şırnak’tan Hakkari’ye yola koyuldum. Yüksekova deyince, Cilo Dağı’nın erimeyen karları ve yazın ortasında açan rengarenk çiçekleri gözümde canlanır. 

Suüstü Köyü’ne gidip, köylülerle tanıştım ve birkaç gün orada kalmak istediğimi söyledim. 

Köyün en yüksek rakımında dalgalanan ay-yıldızlı bayrağın dibinde klasik bir köy evi vardı. O eve doğru gittim ve o evde yaşayanlarla tanıştım. 
           
Beni ellili yaşlarda bir Anadolu kadını karşıladı avlu kapısında. Üzerinde hücum yeleği, omzunda namlusu aşağıya sarkan bir kalaşnikof...’
.
                      
Köyümüze hoş geldin evladım’ dedi. Elini öptükten sonra içeri girdik. Çocuklarına hemen ‘çay, yemek, bir şeyler hazırlayın! Misafirimiz var’ dedi. Çay gelene kadar birer sigara yaktık.

‘Bayrağı ütüleyip göndere çekerim’

Evlerinin yanında dalgalanan bayrağı sordum. Kadın, birden iç çekerek, ‘Evladım her akşam bayrağı ütüleyip, öyle göndere çekerim. 

Elim silah tuttukça da bu topraklarda bu bayrak dalgalanacak’ dedi. Ana dediğim bu kahraman kadın gönüllü köy korucusu idi. 

Bu sözüne karşılık, ‘Senin gibi cesur yürekli, kahraman insanlarımız oldukça, bundan şüphem yok’ dedim. İki gün boyunca beni el üstünde ağırladılar.

‘Birlikte ateş ettik’

Köyden ayrılacağım gün, ‘Oğlum seninle bir atış yapmadan bırakmam bir yere’ dedi. Bayrağın dibine doğru yürüdük ve parmağıyla karşı tepede bir taş göstererek, ‘Taştaki siyah noktaya ateş edelim’ dedi. 

Önce o ateş etti. Sonra silahı bana uzattı. ‘Oğlum sıra sende, yalnız silahı titretmeden ateş et’ dedi. Ben gülümseyerek, elinden silahı aldım ve üç el ateş ettim. 

İkimiz de taştaki siyah noktayı beyaza boyadık. ‘Oğlum senin gibi evladımız, biz öldükten sonra bayrağımızı dalgalandıracak’ deyip bana sarıldı. 

Ağlamamak için kendimi zor tuttum.

Haber Kaynağım :
Vatan Gazetesi
Levent İÇGEN köşe yazısından alınmıştır.
http://haber.gazetevatan.com/