Sessizliğin Ötesinden Gelen İtiraf...


Rumuz : AFİFE_

Adın günebakandır…

Güneşi hep sandığında saklardın. Ne zaman istersen alabilirdin gökkuşağı kendini oradan. Renklerini toplamak gayretiyle uzandın; toplayamadın. Sessiz bir çığlık döküldü dudaklarından: “Anne güneşimi kim çaldı? ” Ve kimse duymadı seni! Oysa annen ne demişti: “Adın günebakandır. Yüzünü hep güneşe dönecek ve olgunlaşınca renklerin sen meyve vereceksin.” Anneler yalan söylemezdi. Öyleyse renklerini bulamadan meyve veren kimdi? Çocuktun sen ninnilerdeki notalarla ağırlaşıp anne kollarında uyumak isteyen. Küçücük bedeninde ne çok kimlik taşıyordun ve sen kim olduğunu bilmiyordun:” Annem kızım kadınım…”
-----------------------------------------------------------------------------------------
Rumuz : NURŞEN_

Kadın ol! Dediler: Kadın oldun. Evcilik oyunu sandığınla çeyiz sandığını açtın gülümseyerek…

Çocuk düşlerine çığ gibi düştü zakkum çiçeği yürekler. Sen ondördünde bezden bir bebek hayal ederken kucağına etten bebek verdiler. Emrini çoktan vermişti sana sığındığın limanlar. Kadın ol! Öyle ya; kadın olmak zamanıydı. Sen küçücük yüreğinle çeyiz sandığının içine saklarken düşlerini; yağmura yakalandı güneş ve belirdi ufukta bir kadın silueti. Güneş yağmura göz kırptı ve senin yüreğine yansıtıp ışığını yağmurun kucağına attı. Ufukta ne güzeldin sen ne güzel göz kırpıyordun hayata. Oysa hayat seni yalanladı:''O sadece bir aldatmaca güneşin yağmura yaptığı bir şaka'' dedi. Oysa sen apaçık oradaydın. Gökkuşağım:’’Annem kızım kadınım…’’
-------------------------------------------------------------------------------------
Rumuz : AFİFE_

Töre zihniyetinin minik intihar komandosuydun sen…

Ve sen kâbus yükü uykulara yattın. Ne zaman uyansan sana yazılmış yeni bir kâbusa düşerdin. Sonu gelmez bir ölüm haliydi hayat. Gerçekle düşün kesişip buluştuğu o noktada “ışıksızlık” oyunu oynuyordun. Korkuyu yenmenin tek yoluydu bu oyun. Korkuyu korkutabilir miydin? Ve onlar ne zaman renklere dokunacak olsan ellerine vurup ayıpladılar seni. Adları: Büyüktü. Büyüktüler gerçekten en az diğer sömürgenler kadar. Hayat tüketerek hayat bulanlardı. Kâbusunun vampirleriydi aslında ve ölüm uykularındayken sen kanını emdiler. Ama maskenin ardındakini hiç görmedin. Minnettar bakışlarla yoklarken yürekleri aaaali ısıtamayacağını bilmiyordun. Sevilip okşandığını sanıyordun renklerin çalınırken bedeninden; soluyordun! …. Töre zihniyetinin minik intihar komandosuydun sen: “Annem kızım kadınım…”
-----------------------------------------------------------------------------------------
Rumuz : NURŞEN_

Okyanusların ötesinden fısıldayan güzel bir rüzgâr sesi gibidir kadın...

Okyanusun en sahipsiz derinliğinde boğuluyorsun. Yüreğine çarpıp duruyor rüzgârın savurduğu dalgaların dev elleri. Sen okşandığını sanıyorsun; sevildiğini ve hep sevileceğini. Papatyaları gülleri nasıl solduruyorsa o dev eller; senide solduruyordu. Kırmızı güllerin sadece rengi düştü yüreğine. Yüreğinin bahçesine kızıla boyanmış dev dalgalar indi. Sarmaşık kadar hızla büyüyen kan gülleri açtın. Bahçende tarumar edilmemiş tek bir yaprak bile yokken sen yinede gül açıyordun dudaklarında. Dudaklarının arasına sıkışıp kalan (gül) ümseme yüreğinde kızıl gözyaşlarındı oysa.

Okyanusum:’’Annem kızım kadınım…’’
------------------------------------------------------------------------------------------
Rumuz : AFİFE_

Hayat hiç ıskalamadı seni…

Hayat seni yutmaya hazır koca bir kara delikti. Açgözlü bir homurdanışla açtı ağzını. Ve sen aydınlığın sızdığı en az senin kadar küçük olan pencerene sığındın. Tek kanatlı bir garipti; ama ne zaman başın sıkışsa sana yeni öyküler yazardı. Ve öykün aşağıdaki bahçedeydi işte! Yaşıtların “yakan top” oynuyordu; canlarını yakan topa meydan okurcasına. Cesarete gelip yeni bir oyuna başladın “Dünya beni vuramaz! Dünya beni vuramaz” diyerek hayattan kaçarken. Hayat ıskalamadı! Vuruldun: “Annem kızım kadınım….”
--------------------------------------------------------------------------------------------
Rumuz : NURŞEN_

Kimliği belirsiz bir silah vardı yüreğinin şakaklarına ucu dokunan…

Yüreğini delip geçen o namlunun ucunda ne olduğunu hiç anlayamadın. Bir denizin kıyısına vurmuş martılar tarafından ölü bulunan yüreğin; otopsi raporlarına göre boş bir sayfaydı sadece. Faili meçhul bir cinayete kurban edilen gururun ve onurun gelip geçenlerin sadece bakışlarına temas ediyordu. Kanayan sadece senin gözlerindi; yüreğin ise cinayet masasında faili meçhul diye dosya altı edilme telaşındaydı. Bir tek cinsiyetin belliydi boş bir sayfanın altında imza gibi duran.

O bir kadın!
O bir kadın!
O bir kadın!
--------------------------------------------------------------------------------------------
Rumuz : AFİFE_

Bir ülke varmış uzak iklimlerin birinde. Garip değerleri varmış bu ülkenin.

Örneğin; ana onlar için çok değerliymiş. Bu değerden olsa gerek analarını bacılarını karılarını bir güzel döver; şarabın durdukça değerlenmesi gibi kadının dövüldükçe güzelleştiğine inanırlarmış. Bir ülke varmış uzak iklimlerin birinde. Ağabeyler kız kardeşlerini çok severlermiş orda. Hem öyle ki” kardeş namusudur” deyip şakağına kurşun sıkarak kanıtlarlarmış bağlılıklarını. Ve babalar baba gibi babaymış. Kızlarını 13’ünde 14’ünde evlendirip başlık parasıyla evladına değer biçerlermiş. Bir ülke varmış uzak iklimlerin birinde. Erkekleri “Elinin hamuruyla erkek işine karışma” der ve evinde tarlasında işyerinde çalışıp başını dik tutmaya çalışan kadının parasına el koyarak kendisiyle çelişirmiş. Ve kadın yine de mağrur bir özveriyle yılmadan erkeğine analık avratlık ve yarenlik yaparmış.

Ve erkek kadına dedi ki; “Çamaşırlarımı bulaşıklarımı yıkamalı çocuklarımı doğurmalı; büyütmeli akrabalarıma saygı ve sevgi göstermelisin. Asla hayır diyemezsin! ”
Kadın sordu: “Neden? ”
Erkek cevapladı: “Çünkü seni seviyorum. Bedelini ödemelisin! ”
--------------------------------------------------------------------------------------------
Rumuz : NURŞEN_

Kadın olmak; sadece cinsiyet taşımak değildir. Önce bütünleşmeyi öğrenmeli hayatla ve hayatın en zor anında bile kavga etmeden vurmadan öldürmeden ve kırmadan kalpleri tartışabilmeli. Erkek olmakta kadın olmakta yürekten süzüldüğü zaman hürmet görebilir ancak. Çocuklarımız bütünlüğümüzün aynaları olsun…

Bir kadın yüreğine bağlı bir bağdan kopup geldik dünyaya.Unutmayalım! …

Her türlü şiddete hayır!

Haber Kaynagım :